-2-

 "Burada tıkılı kaldık. Geri dönüş otobüsü iki gün sonra kalkıyormuş."

 O iki cümleyi söylememle Beren ve Sedef şaşkınca bana bakar olmuştu. Ne yapacaktık şimdi? Ancak 2 gün sonra eve dönebilirdik ve bir aylık tatilimizin iki gününü yemiş olurduk. Tamam, iki gün çok uzun bir süre değildi ama bana göre değerliydi işte. Boş geçirdiğim zamanlar beni de boş hissettirirdi.

 "Nasıl yani?" diye sordu Sedef, hala şaşkınca bakarken. 

 "Müdürle konuştum." diye yanıtladım onu ben de. "Geri dönüş otobüsü 2 gün sonra kalkacakmış." 

 Bunu söylememle omuzlarını düşürüp arkasına yaslandı bıkkınlıkla. Aynı şekilde ben de arkama yaslanıp etrafa bakınmaya başladım. 

 Şansımıza diyecek lafım yok gerçekten. İlk defa kendi başımıza bir şeyler yapmak istiyoruz, ve karşılaştığımız şeye bak. Sırf aceleden yanlış otobüse binip bir kampta tıkılı kaldık, gerçekten harika! 

 Beren'in, "Şuradaki çiçekler çok güzelmiş," dediğini duyup başımı ona çevirdim. Daha bir şey söylemeye kalmadan "Ben bakmaya gidiyorum. Çok hoşlar!" deyip yerinden kalktı. Biz burada halimize yanalım, hanımefendi gidip çiçeklerle ilgilensin. Bu kızın rahatlığı bir gün beni öldürecek sanırım!

 Bekleme alanında Sedefle ben kaldığımızda birbirimize çevirdik bakışlarımızı. 

 "Eee, burada böylece bekleyek miyiz?" diye sordu. Olumsuz anlamında başımı sallarken, "Müdür iki günlüğüne bize bir kulübe ayarlayacağını söyledi." dedim. 

 "Sahi mi? Oh, hiç değilse kalacak yerimiz var." deyip kıkırdadı. Bakışlarım kapının önünde çiçeklerle ilgilenen Beren'e kaydığında merakla onu izlemeye başladım. Çiçeklerin hepsini teker teker kokluyor, ardından sırıtıp geri çekiliyordu. Küçük bir çocuk gibi gözüküyordu.

Çömeldiği yerden kalkıp yanımıza geldi ve ortamıza oturup aptal aptal gülümsemeye başladı.

Sedef ve ben ona bakarken o sırayla ikimize de bakarak, "Çiçekler çok hoştu." demeyi tercih etti. Ardından derin bir nefes aldı ve bununla beraber Sedef ve ben ofladık.

"Bence," diye girdim konuşmaya. "Şimdi kalacağımız kulübeye gidip dinlenelim biraz."

"Olur." dedi Sedef. Ardından "Hadi o zaman," deyip yerimizden kalktık.

Kalacağımız kulübeye ilerlerken olacakları kafamda kurguladım. İki gün geçer, evimize döner ve ardından da tatil planlarımızı gerçekleştirirdik. Fakat bunların olmasını sadece kafamda kurgulayabiliyordum. Düşündüklerim, ancak umut ettiklerimdi.

Kulübeye vardığımızda yavaşça kapıyı açıp içeri girdik. İçeride iki kız gülüşerek bir şeyler konuşuyorlardı.

"Merhaba." dedim gülümsemeye çalışarak. Yatağına oturmuş kıyafetlerini katlayan kız gülümseyip, "Merhaba!" dedi neşeyle.

Ben konuşacakken Sedef yerimi aldı. "Im, sanırım bizim kalacağımız kulübe burası.." dedi biraz mahçup halde.

"Sahi mi? Harika!" diyerek ellerini çırptı diğee kız. Yanımıza gelip bavullarımızı aldı ve, "Hadi, içeri gelin." dedi gülerek. Bu neşeli tavırları beni de gülümsetirken etrafı inceledim.

Kulübe ahşaptan yapılmıştı ve çok sevimliydi. Banyo olduğunu tahmin ettiğim bir kapının hemen yanında, uzun bir boy aynası duruyordu. Beş yatak vardı ve her yatağın altında çekmece ve yanında da komidin vardı. Açıkçası çok şirindi, ormanlık alanları sevmemden olsa gerek, kulübe gözüme fazla hoş gözüküyordu.

Doğayı, ormanları seviyordum, evet. Fakat böceklerden nefret ederdim. Ormanları sevmemin bir sebebi ise, tüm gün ölü gibi dolaştığım aile pikniklerinde ağaçların arasında koşmamdan kaynaklanıyordu. O piknikler o kadar sıkıcıydı ki, beni piknik yapmaktan soğutmuştu. Zırlayan bebekler, bize laf yetiştiren yaşlılar ve kendi kafasında takılan ergenler. Ne yazık ki her çeşit örneği bizim sülalemizde vardı.

Düşüncelerimden sıyrılıp rastgele bir yatağa oturdum. "Kulübe çok şirin," dedim hayranlıkla.

"İlk geldiğimde ben de aynı tepkiyi vermiştim, ne kadar harika öyle değil mi?"dedi bavullarımızı alan kız. "Bu arada ben Büşra." dedi gülerek.

Üçümüz de adlarımızı söyledikten sonra diğer kız, "Ben de Ceylin." dedi. "Memnun oldum." diyerek gülümsedi ardından.

"Sizin gelme sebebiniz ne?" diye sordu Büşra. "Yani... Yanlış anlamayın. Kime sorsak, ya ailem sosyal hayata katılayım istedi diye ya da tatilde sıkılmamak için geldik gibi cevaplar veriyor. Siz?"

"Bizimki biraz karışık," dedi Sedef sıkıntıyla. Beren devam etti. "Aslında buraya gelmeyecektik. Tatil planları yapıyorduk sonra yanlış otobüse bindik ve işte... Buradayız."

"Sahi mi?" dedi Ceylin şaşkınca. "Neden geri dönmediniz peki?"

"Dönmek istedik," Bunu söyleyen bendim. "Ama dönüş otobüsü iki gün sonra kalkıyormuş." dedim oflayarak.

"Bu çok kötü bir durum.." dedi Büşra somurtarak. Sonrasında somurtması sırıtışa döndü ve, "Aman boşverin ya. Burada daha çok eğlenirsiniz." dedi gülerek.

Beren ona katıldığını belli edercesine, "Kesinlikle!" diye bağırdı. "Bence bu kamp çok eğlenceli olabilir. Ama okul bitmeden bir aydır bunun hayalini kuruyorduk. O yüzden..."

"Anladım." dedi Büşra. Ceylin, "O zaman siz eşyalarınızı yerleştirin sonra da etrafı gezelim. Ne dersiniz?" diye sorunca onayladık onu gülerek. İkisi de çok sevecendi ve onlarla anlaşacağımıza emindim.

*

Yaklaşık yarım saat geçmişti ve üstümüze rahat şeyler giymiştik. İşimiz bittiğinde kızlar yanımıza geldi ve, "Hazır mısınız?" diye sordular. Onayladığımızda, kulübeden çıktık ve kamp alanında gezmeye başladık.

Kırk beş dakika kadar bir süre 'Çok güzel, harika' gibi yorumlarımız eşliğinde gezdikten sonra başa dönmüştük. Kulübeler.

Ceylin eliyle sol tarafı gösterip, "Sol tarafta erkekler var, sağ tarafta ise kızlar." dedi. Gülerek, "Neyse ki kızlarla erkekleri aynı kulübeye koymak gibi bir saçmalık yapmıyorlar." diye devamını getirdi. Söyledii şey sebepsizce rahatlatmıştı beni. Açıkçası böyle kamplar duymuştum ve bana aşırı saçma gelmişti. Herkesin özeli vardır sonuçta.

Saate baktığımda geç olduğunu farkedip,  "Kulübeye dönsek mi? Saat geç olmuş." dedim. Büşra onaylamaz bir şekilde bakarken, "Saçmalama." dedi. Ben şaşırırken, "Bu gün tanışma günü. Kampı tanıdık, şimdi kamptakileri tanıyacağız." dedi gülerek.

Beren, "O nasıl olacak?" siye sorunca,  "Parti gibi bir şey. Tek fark canlı müzik var ve içeceklerimiz meyve suyu." diye yanıtladı Ceylin.

Sedef şaşkınca "Meyve suyu mu?" deyip güldü. "Aynen." dedi Ceylan. "Madem doğanın içindeyiz doğal şeyler içelim, mantığıyla asitli içecek sokmuyorlar kampa. Tabi erkeklerin gizlice kola depolayıp geceleri içtiğini de biliyoruz o ayrı." dedi gülerken.

"Sanırım erkekler biraz sorun çıkartacak bizlere." dedi Beren. Ben de ona hak verirken, "Haklısın. Her sene, erkekler ve kızlar arasında rekabet var. Kavga filan değil, sadece biraz eğlence olsun diye." diye açıkladı Büşra.

Hızlıca parti alanına giderken gözlerim etrafı taramaya başlamıştı bile. Meyve suyu içip gülüşenler, kendi halinde gitar çalanlar... Kim bizi görse yabancılar gibi bakıyordu.

"Neden herkes uzaylıymışız gi bakıyor?" diye fısıldadım.

Ceylin, "Yeni geldiğiniz içindir. Burada herkes birbirini tanır." diye yanıtladı sorumu.

Ben etrafı incelerken birilerinin, "Büşra, Ceylin!" diye seslendiğini duydum. Başımı hızla o tarafa çevirdim ve Büşrayla Ceylin 'Hadi' dermiş gibi işaret verdiler.

Dört erkeğin oturduğu yere ilerlerken içlerinden biri tanıdık gözükmüştü. 

The End

0 comments about this story Feed