-1-

Küçük bir dikkatsizlik sonucu yanlış otobüse binen üç kız.
Aylardır tatil planları yaparken, basit bir hata nedeniyle bir kampta tıkılı kalıyorlar.
Tatil planları suya düşüyor, fakat kampa fazla alışıp orada kalmaya karar veriyorlar.
Peki maceralar kaçar mı?
İşin içine rekabetler giriyor,
Olaylar,
Dostluklar,
Arada aşk da giriyor...
Onlar Esila, Beren ve Sedef.
Ve tatillerinin böyle geçeceğini ve beraberinde hafızaya kazınan anılar yaşayacaklarını hiç tahmin etmiyorlardı.

Son kez eşyalarımı kontrol ettim ve hızlı hızlı alt kata indim. Koridorda koştururken kısa bir anlığına gözüm saate kaydı ve bir hayli geciktiğimizin farkına vardım.

Kendimi evden dışarı attığımda hızla taksiye yöneldim. Taksinin yanına vardığımda bavulumu düzgünce yerleştirip arka koltukta, kızların yanında yerimi aldım. İkisinin de gözleri beni bulurken lafa giriştim.

"Çok beklettim mi?" dedim biraz mahçup bir tavırla. Otobüsü kaçırırsak benim suçum olması muhtemeldi çünkü.

"Boş ver biz de az beklemedik zaten." dedi Beren, her zamanki enerjisiyle. Onun her durumda bu denli pozitif tavırlarını hep kıskanmıştım doğrusu.

Derin bir nefes aldım ve taksinin hareket etmesi için bekledim.

...

Nihayet terminale vardığımızda hızla taksiden indim. Bavullarımı aldım ve Sedef ve Beren'in de yanıma gelmesini bekledim.

"Hadi gidelim," dememle koşturmaya başladık. Ayağımın takılmalarını görmezden gelmeye çalışarak koşmak benim için ölüm gibiydi.

Biraz sonra peronlara vardığımızda hızlıca bavullarımızı yerleştirmesi için görevliye bırakıp otobüse atladık.

Otobüsün dar koridorunda boş koltuk ararken çoğu kişinin yaşıtlarımız gibi göründüğünü farkettim. Tatile gidenler ne kadar da fazlaydı öyle?

Koridorun sonlarına yaklaştığımızda, arkalarda yan yana üç koltuk gördüm ve hızla cam kenarına yerleştim.

Derin bir nefes aldım ve kızlara bakıp, "Kaçırmamışız, oh be." dedim rahatlıkla. Beren ve Sedef beni onaylarken sırtımı koltuğa dayadım ve yolculuğa kendimi hazırladım...

...

Otobüs sert bir şekilde durduğunda hışımla yerimde zıpladım. Gözlerimi açıp etrafa göz gezdirdim ve otobüsteki herkesin benimle aynı durumda olduğunu gördüm. Böyle ani fren yapılır mı ya?

Beren'e dönüp, "Ne oluyor ya.." dedim esnerken. O da aynı halde karşılık verirken Sedef tekrar uykuya dalar gibiydi.

"Ben de anlamadım ki." diye cevapladı gayet normal bir tonla. Az önce uykudan kalkmışken nasıl bu denli normal olabiliyordu? Onun bu enerjik hallerine hep şaşırıyordum, çünkü ben rahatsız bir şekilde uyanırsam yaşayan bir ölüye benziyordum.

"Beren sen nasıl bu kadar enerjiksin ya? Kızım az önce uykun bölündü, hem de hiç hoş olmayan bir şekilde, ve sen hiçbir şey olmamış gibisin. Sen mi anormalsin ben mi?"

Birkaç saniye yüzüme aval aval baktı. Şaşırmakta haklıydı tabii, ağzıma geleni bir çırpıda söylemiştim.

"Ben yeni uyanmadım ki." dedi yüzüme bön bön bakarken.

"Nasıl yani?" dedim şaşkınlıkla. Hemen ardından bir şey söylemesine fırsat vermeden devam ettim. "Of Beren!" diye tısladım. Daha sakin bir şekilde devamını getirdim. "İlla kafa yor diyorsun ya. Yok bir şey tamam."

Beren sırıtarak bana bakarken sırtımı tekrar koltuğuma yasladım. Fakat hemen ardından bir ses uyuklamamı böldü.

"Pardon, bayanlar.." dedi tanımadığım ses kibarca. Gözümü açıp ona baktım.

"Buyrun?"

"Kampa geldik. Otobüsü boşaltabilirsiniz." diye cevapladı. Kızları uyand-

Bir dakika, ne kampı?!

"Ehe, bir yanlışlık var galiba. Bizim otelde olmamız gerekmiyor muydu?"

O sırada Beren ani bir haraketle gözlerini açtı.

"Beyefendi, bizim şuan otelde olmamız gerekiyor." diyerek bu sefer Beren konuşmaya girdi.

Görevli, gülerek devam etti. "Bayanlar siz yanlış bindiniz herhalde. Otobüsün üzerinde kocaman '.... Yaz Kampı' diye yazıyor."

Bunu demesiyle Beren ve ben birbirimize aval aval bakar olmuştuk. Ben ona 'Ne yapacağız?' bakışı atarkeb o bana, 'Sedef'i uyandıralım.' bakışıyla karşılık veriyordu. İkimizin de elleri bir anda Sedef'in üzerine gitti.

"Sedeef."

"Sedef, kalk!"

Sedef uykulu bir halde, "Ne var?" dedi.

"Ne ne var, yanlış otobüse binmişiz! Kalk hadi kalk!" diye bağırdım ona doğru. O da bizim gibi şaşırınca, "Ne?" dedi şaşkınca. Beren onu yanıtladı.

"Bildiğin yanlış otobüse binmişiz. Hayır, nasıl bir dikkatsizlikse bizimkisi otobüsün üstünde kocaman '.... Yaz Kampı' diye yazıyormuş yani. Ona rağmen binmişiz." Ve evet, aramızda en hiperaktif ve konuşkan olan da Beren'di.

Ben seri bir şekilde kafamı sallayıp ona bakarken, "E hadi o zaman çıkalım şu otobüstem ne duruyoruz?" dedi Sedef ve yerinden kalktı. Beraberinde ben ve Beren de kalktık ve otobüsten indik.

Aynı görevliyi bavulların başında görünce yamına koştum.

"Pardon, bavullarımızı alacaktık biz." dedim.

Görevli kafasını sallayıp, "Buyrun. Buradakiler sizin herhalde, bir tek bunlar kaldı." dedi. Bavulların bize ait olduğunu görünce başımla onayladuyum görevliyi. O sırada Beren ve Sedef yanıma gelmişti.

"Kızlar, bence ani hareket etmeyelim. Ben annemle görüşeceğim." dedi Sedef. Ondan beklediğimiz de buydu zaten. Çoğu zaman en mantıklı davranan oydu.

"Tamam." dedim ve bavullarımı kaptım. "Kamp idaresi şurada bakın, bence orada bekleyelim." dedim ardından.

Onlar beni onaylarken adımlarımı kamp idaresine yöneltmiştim bile. Minik bir ev gibiydi, duvarlar beyaza yakın bir krem rengine boyanmıştı ve çatısı da kiremit rengiydi. 

Kapıdan içeri adım attığımda resepsiyonda birilerini bulmayı bekledim ama kimse yoktu. Omuzlarım düşerken, kızlara elimle 'Gelin' işareti yaptım ve koltuklardan birine oturdum.

"Sedef, çabuk hadi. Anneni ara," dedim sakince. Gözlerim 'Müdür' yazan tabelayı ararken oradan bir çocuğun geçtiğini gördüm ve anı fırsat bilip, hızla yanına koştum.

"Pardon, müdürün odası nerede?" diye sordum. Kabul etmeliydim ki yabancıların yanında fazla kibardım.

Çocuk bir iki saniye yüzüme aval aval baktıktan sonra eliyle bir odayı gösterip, "Şurada." dedi.

Kafamı uzatıp oraya bakarken "Teşekkürler." deyip hızla yanından ayrıldım.

Kapının önüne geldiğimde sakince tıklattım. 'Gir' diye bağıran bir ses duyunca kapıyı açıp içeri girdim.

"Merhaba.. Şey. Biz yanlış otobüse binip bu kampa geldik. Yani biz derken, ben ve iki arkadaşım. Her neyse, geri dönüş otobüsü ne zaman kalkar acaba?"

Adam ayağa kalktı. "Hanımefendi, geri dönüş otobüsü ancak iki gün sonra kalkıyor."

Bunu demesiyle omuzlarım düşmüştü.

"Peki, geri dönmenin başka bir yolu var mı?"

"Malesef, yok. Sizin için bir baraka ayarlayalım, iki günlüğüne orada kalırsınız."

Başımı sallayıp cevap verdim. "Tabii, teşekkürler."

Ardından odadan çıktım ve kızların yanına gittim. Yavaşça koltuğa oturup, "Kızlar." dedim. Onlar bana merakla bakarken devam ettim.

"Burada tıkılı kaldık. Geri dönüş otobüsü iki gün sonra kalkıyormuş."

The End

0 comments about this story Feed